info@@kirklarelidiyetisyen.com +90 (288) 212 01 01

Benim Hikayem

1990 yılında İstanbul’da 2,700 gram ve sağlıklı olarak dünyaya geldim.

Ailemin tek çocuğu olarak büyüdüm. Bu süreçte çocukluk döneminde bazı problemler yaşamaya başlamıştım. Çok çabuk yoruluyor, kalbim hemen hızlı hızlı atıyor ve gözümün önünde renkli daireler oluşuyordu. Geniş kapsamlı muayene olduktan sonra sorun ortaya çıktı. Hemoglobin, demir, demir deposu ve vitamin B12 düşüklüğü vardı. Ayrıca kalp kapakçığımın tam kapanmamasına bağlı üfürüm denilen ama zamanla düzelecek olan bir durumum mevcuttu. Aslında bu anemi (kansızlık) ve vitamin eksiklikleri sürpriz olamazdı. Et – tavuk – balık ve birçok sebzeyi tüketmiyordum. Bunlara bağlı olarak ismini sonradan öğrendiğim pika hastalığım vardı. Yani besin dışı şeyler yiyordum. (kağıt, toprak, pamuk, ip ve kalem ucu yiyordum.) Abur cubur tüketimim had safhadaydı.

SONUÇ : Bağışıklık sistemim çok zayıftı ama kilo durumum yaşıtlarıma göre çok fazlaydı ve sağlıksızdım!

Ufak şeylerden hemen hastalanırdım. Ve her hekimin söylediği aynı şey : KANSIZLIK! FAZLA KİLO!

Ailem ne kadar uğraşsa da o eti bana yediremedi. Kağıt yememem için defter yapraklarımı sayar hale gelmişlerdi. Soğuk mevsimler kabusum olmuştu, hep bir hastalık, serum. Kutu kutu demir ilaçları, vitamin hapları. Onları da dökmeye içmemeye başlamıştım. Hem et yemiyor hem ilaçların tadını beğenmiyordum.

Gidilen misafirliklerde ortaya çıkan tartı da ayrı bir kabus halini almıştı. Muhabbet kilolara gelince anlardım ki o banyodaki tartıyı salona getirecekler kaçmam gerekiyor!

Ortaokul döneminde arkadaşımın abisinin diyetisyene giderek çok iyi kilo verdiğini duymuştum. Ama diyetisyen nedir, kimdir, ne yapar bilmiyordum. Aileme diyetisyene gitmek istiyorum dediğimde ‘zaten kansızsın’ demişlerdi. (şu anda azalmış olsa da o zaman daha çoktu bu düşünceler). Bende bu cevap üzerine çok üstelemedim. Oysa gitseydim bir şekilde et çeşitlerini ve sağlıklı besinleri daha önceden tüketecektim belki de. Eh bir noktada kader diyoruz belki de daha çok inat edecek ve ‘diyet’ kelimesinin ‘sağlıklı beslenme’ olduğundan çok korkulacak bir şey olduğuna kanaat getirip bu mesleği tercih bile etmeyecektim.

Çocukken çok içine kapanıkken ilerleyen yaşlarımda daha sosyal olmaya başlamış çok şükür ki en azından bu sorunumla başa çıkabilmiştim ve kilolarım buna engel olmamıştı.

Gençlik döneminde de yine kilolar ve hastalıklar. İlaçları içmiyorum diye iğneler. Ve yine tartıya hiç çıkmayan bir ben. Bu süreçte pika (besin dışı şeyler yeme) durumunu atlatmıştım.

Lise döneminde tercih zamanı geldi çattı. Derslerde başarılıydım. Hocalarımın da önermesiyle bu bölümü de yazmış bulundum ve hala diyetisyen ne yapar sorusunun karşılığı bende yoktu.

KADER! Ben 8 tercih yapmıştım ve bunlar içinde ‘Beslenme Ve Diyetetik’ bölümünü kazanmıştım!

O an ‘sevinmeli miydim, üzülmeli miydim?’ bilemedim. O kadar ortada ve duygusuzca kaldım ki. Korkmuştum sanırım. Tamam kilolarım vardı hem de fazlasıyla. (tahminimce 100 – 108 kilo arasındaydım.)

KORKTUM ÇÜNKÜ 100 – 108 KİLODAYDIM VE BU BÖLÜMÜ OKUMAKİÇİN EYLÜL AYINDA OKULA BAŞLAYACAKTIM!

Hemen zayıflamalıydım!

Ve tabi ki yapamadım…

Daha okul başlamadan ‘neyse ya işsiz mezun olarak başka işler yaparım’ diye düşünmeye başlamıştım bile. Yoksa kim iş verirdi bana! Şişman ve hastaydım!

Ne olmuştu özgüvenime? Meslek seçimimle kara kara düşünmeye başlamıştım.

Düşünüyorum da hiç araştırıp zaten diyetisyen olacağım zayıflarım diye düşünmemiştim.

Abur cuburu azaltarak iki senede 7 – 8 kilo anca vermiştim. O dönemde de cipsler, çikolatalar gözümün önünde uçuşuyordu.

Okul başlamıştı ilk iki senem bitmişti ve ben hala OBEZDİM!

Bir gün okuldayken haber geldi. Benim kabusum olan tartı haberi! Yarın hastaneye gidilecek ve herkesin ölçümü yapılacaktı. Hem cihazları hem de ölçüm sonuçlarının nasıl değerlendirileceğini öğrenecektik. TAM BİR KABUS! Ertesi gün tartı zamanına kadar hiç bir şey yememiştim! Ve hatırladığım şey o tartıda çıkan 98.7 sayısı! 168 cm boy! İdeal kilo 59!

Neyse ki artık tavuk yemeye başlamıştım. Dip not: hamburger menülerle!

3. sınıfta birçok şey biliyorduk ve bunları birleştirme zamanıydı. O sene daha çok anlamıştım diyetisyen nedir ve ne yaparın cevabını. Ama hala kendimde uygulamaya başlamamıştım.

Son senemizde haftanın 4 günü stajlar vardı daha çok vaka ile bir araya getirdiğimiz bilgiler pratiğe dökülmeye başlamıştı.

Evet Kübra tam zamanı! Sende yapabilirsin! Çöpe at o abur cuburları, ıvır zıvırları!

Hemen tahlillerimi yaptırdım. O da ne? Bir de GUATR ve HYPOTANSİYON tanısı konmuştu!

Dur bakalım neler vardı : ANEMİ, VİTAMİN DÜŞÜKLÜĞÜ, GUATR, DÜŞÜK TANSİYON!

YAPABİLİRİM! Dedim.  Okulda son zamanlarımdı.

Başladım kendim için bir beslenme tedavisine. İstanbul şartlarında spor için tek çare salondu. Yazıldım bir spor salonuna.

Mezun olmuştum!

O son 1 senemde 98,7 den 75.6 kiloya düşmüştüm. 1 YILDA 23,1 KİLO vermiştim. Kendimle gurur duyuyordum.

Ara ara yaptırdığım tahlil sonuçlarına göre artık GUATR HASTASI DEĞİLDİM.

Van’da özel bir hastanede göreve başlamıştım. Farklı deneyimler edinmek istemiştim. İyi ki çalışmışım dediğim bir yer oldu. Yine bir çok tıbbi vakalar ama bu sefer DİYETİSYEN olarak hepsi bana bakıyor.

1 yıllık yoğun iş temposu ve ilk defa ailemden ayrı kalma döneminin sonunda sevdiklerime duyduğum özlemle İstanbul’a dönmüştüm. Bu 1 yılda kırmızı et ve balık yemeye başlamıştım. Ailemin nasıl sevindiğini anlatamam.  Bu arada ilave spor yapamadan, beslenmeme her zaman dikkat edemeden 68 kilo olmuştum. 1 YILDA 7,6 KİLO! Az görünüyor ama kendimle gurur duymayı öğrenmiştim ve verdiğim kilo ne olursa olsun küçümsememem gerektiğini biliyordum.

İstanbul’da çalışmaya, spor ve sağlıklı beslenmeye devam derken kader beni evleneceğim adamla tanıştırdı. 7 ay İstanbul’da çalıştıktan sonra bu sebeple Kırklareli’ne taşınmıştım. Ve hala 68 kiloydum!

Evlenmeye hazırlık aşamasında kilo vermem gerekmiyor muydu? Ama ben 70 kilo ile evlendim. Eyvah artık evliyim! Çalışma hayatına bir de ev işleri eklenmişti. Ve ben evliliğimin ilk 4 ayında acemi evli olarak 75 kilo olmuştum. 68 kiloda uzun süre takılmıştım da 75 kiloya çıkmanın bahanesi olamazdı!

SİL BAŞTAN! Tamam o kadar baştan değil. Nasıl ki o kadar kiloyu ben verdiysem bu kiloyu da dikkat edemediğim için yine ben almıştım. Bu sefer kızmıştım kendime. ‘KENDİNE GEL’ dedim!

Hemen çalıştığım merkezde genel tahlillerimi yaptırdım. Hormonlar çok güzel, artık demir ve vitamin seviyelerim de gayet güzel.

Motivasyonumu hiçbir şey bozamazdı. Kararlıydım. Hata yapmıştım ama farkındaydım her şeyin.

Yine sağlıklı bir şekilde başladım ve 1 yıl içerisinde  75 kilodan 56 kiloya gelmiştim. Yağ oranım, kas kütlem gayet iyiydi. Ve kendimle yine gurur duydum.

TOPLAM 3 YILDAKİ 2,5 YILLIK BİR YOL!

Ortalama 105 kilodan 56 kiloya varmanın ve korumanın başarısı!

Bu başarının matematiksel yanı 49 kilo vermek. Fark ettiğim şeyler o 49 kilodan çok daha fazla. Sağlığıma kavuştum, sağlıklı beslenmenin bedensel ve psikolojik faydasını yaşadım.

Ve ben o gün iyi ki bu bölümü yazdım…

Bu hikaye benim…

Bu başarı benim…

Bu hayat benim…

Bu süreçte desteğini esirgemeyen, hep yanımda olan aileme, bu bölümü yazdıran hocalarıma, bu şekilde bizi eğiten hocalarımıza, eğitim hayatımdaki bütün hocalarıma, doğru egzersizleri öğreten spor hocalarıma sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

UNUTMAYIN BU HAYAT SİZİN…  VE SADECE ‘YAPARIM!’ DEMENİZ YETERLİ…